SİZİN MASANIZDA NE VAR?
Kendinize ait bir oda olmasa da olur, kendinize ait bir masanız varsa o da yeter. Masalar mı yoksa masaların üzerinde duranlar mı önemli en çok henüz karar vermedim. Sanırım masanın üzerinde duranlar konusunda kendimle hemfikirim.
Edip Cansever’in “masa da masaymış ha” şiirini severim. “Adam yaşama sevinci içinde /Masaya anahtarlarını koydu” der şiire başlarken. Biz anahtarlarımızı nereye koyarız?
Masalara bakarsanız, insanı anlarsınız. Siz masaya en çok neyi koyanlardansınız? Anahtarlarınızı masaya koymanız bu kadar kolay mı, içinizde yaşama sevinci yoksa ve korkularınız ağır basıyorsa? Kimsenin sizi açmasını istemiyorsanız, anahtarlarınızı yine de masaya koyar mısınız? Yediğiniz içtiğiniz de masada durur, yazdığınız çizdiğiniz de, fotoğraflarınız ve notlarınız da, kalemleriniz ve silgileriniz de. Siz masaya en çok ne koyanlardansınız?

Bazen her şeyi kaldırırsınız masa üzerinden, bazen de abartı bir şekilde boş yer bile bırakmazsınız. Abartmazsınız aslında ve abartmışsanız da kendinizce bir sebebi vardır. Masalarınıza bir bakın; küçük bir deniz kabuğunu kendi isteğinizle koyabiliyor musunuz masanın kenarına yoksa nedir bu saçmalık mı diyorlar size masada duran herhangi bir nesneye bakınca?
Masanın üzerine mi yoksa masanın altına mı koyarsınız en çok eşyalarınızı? Sahi, sizin masalarınız kaç ayaklı; ne koyarsanız koyun taşır mı şiirdeki gibi? Sevginizi, tutkunuzu masaya koysanız, öfkenizi, hırslarınızı, koleksiyonunu yaptığınız somut eşyalarınızı koysanız, o masanın ayakları yine de sizi taşır mı, bir de kendinizi masaya koysanız?
Sahi, siz kaç kilosunuz? Sizin masanız kaç kiloya kadar ağırlık taşır ve siz kendinizi bile ağırlıklarınızdan dolayı taşıyamazken, o masa sizi taşır mı?
Ayaksız masaya sahibim ben, ayakları yok masamın. Ondandır ki ne koysam taşır yoksa şiirdeki gibi “masada masaymış ha bana mısın demedi” diyemem. Benim masam taşımazdı her şeyi önceden, bir şeyi koyacaksam iki şeyi kaldırmamı isterdi. Bir fincan kahve koyacaksam mesela, bir çay bardağını kaldırmamı önerirdi aksi halde taşımazdı. Kaldırma gücü azdı yani. Mesela beş kitap koymuşsam, üç kitabı almamı isterdi, tehdit ederdi kırılır diye ayakları, kaldırmazdı yani. Bundan dolayı, o kırılmadan kendiliğinden, ben kırdım ayaklarını. Şimdi her şeyi taşıyor. Bana mısın demeden.
Bazen şık masalar görürüz üstünde yok yok sanki de. Bazen de hiçbir şey yok üstünde. Bomboş masalar. Her masanın kendi masalı.
Bir de masaya davetliler var, kimleri masanıza davet ettiğiniz de önemlidir derinden. Masanıza koyduklarınız ve masanıza davet ettikleriniz kimler? Bunu deyince de Özdemir Asaf aklıma geldi, sahi ne demişti şiirinde; “çağırdım geldiler / oturmasalar ölürdüm / oturdular öldüm / anlamadılar”
Tüge Dağaşan