GÜNAYDIN, İYİ GÜNLER ve İYİ AKŞAMLAR

Günaydın, iyi günler ve iyi akşamlar… Böyle yazınca da izleyenler anımsayacaktır akla Truman Show geliyor. Oysa bir filmden bahsetmek için başlamadım yazıya. Sadece günaydın, iyi günler ve iyi akşamlar arasında geçen hayatlarımızı düşünüyordum. Fakat sanırım filmden bağımsız değil hayatlarımız. 

Hep kontrol altındayız. Aman sakın ha gün içinde başka bir yoldan denemeyelim eve gitme şansımızı. Hep bir aksilik hep bir kargaşa. Fakat onların istediği güzergâhı kullandığınız sürece asla sorun çıkmaz. Hep onların çizdiği yolda gitmelisiniz gideceğiniz yere. Onların belirlediği saatlerde, onların gösterdiği işlerle meşgul olacaksınız. Hep önce onların sözü. Onların sözü yüzünden kendi sözünüz olduğunu dahi unutuyorsunuz zamanla. Başaranlar var elbet, kendi sesinin ekosunu duyanlar var. Duymayanlar da var. Kör kuyularda olduğunu düşünüp de sesini kullanmaktan vazgeçenler var. Ne yazık ki de hep olacak. Özellikle iyiler birer birer terk ederken dünyayı, iyiliğe inanç azalırken daha da artacak anlam arayışı ve insan anlamı aramaktan da vazgeçecek bir gün, işte o zaman da her şey anlamsız gelecek. 

Hepimiz zaman zaman düşeriz bu düşünceye. Neden varım, neden yaratıyorum, neden çalışıyorum, neden bu benim başıma geliyor, bugün her şey çok anlamsız… Buna benzer birçok şey. İyi bir maaşınızın, işinizin, evinizin olması değiştirmiyor bu düşünceleri. Anlamı bir kez kaybetmeye başlarsanız ya da aramaya veyahut aramayı bırakırsanız içten içe işte o zaman kalıcı şekilde kronikleşen bir anlamsızlık sarar hafızanızı. Son günlerde sohbet ettiğim çoğu kişide bu kaygı var. Hep vardı evet fakat arttı. Artma sebebi içinde bulunduğumuz yarım kalmış çeyrek ada çoğunlukla. Çünkü refah düzeyimiz az, stresimiz çok. Her birimizin, yaş farkı, finansal farkı olmaksızın küçükten büyüğe, yaşlıdan gence, cinsiyet ayrımı olmaksızın yaşadığımız bu kaygı. Ağır geliyor bize. Herkesin derdi kendine ağırdır ve bazılarımız için yüzünde çıkan bir sivilce bile aşırı dert olabilir. Onunla baş etmesi büyük sorun olabilir. Siz kiranızın derdinde, çocuklarınızın ve kendinizin temel ihtiyaçları derdindeyseniz bu da sizin için büyük bir kaygıdır. Günü kurtarma telaşı bittiğinde saatlik nefes alsanız da gün içinde, ertesi gün artan bir kaygı kapınızda sizi bekler ve bununla birlikte stresler. 

Sadece günü düşünmek isterken nerelere geldi yine yazı. Oysa güneşli bir gün, sıcak bir kahve, güzel dostlar ile sohbetti niyetimiz yine. Değişen kaygı sebepleri ile boğuşmak düştü payımıza ve giderek boğulmak anlamsızlığın içinde. Yine de arzuladığınız şey ne ise o daha çok aklınıza düşer, bu yüzden bir düşünün aklınıza düşen şeyleri… Ben düşünüyorum da şu an sadece bir parça huzur sanırım. Anlık huzurlar. Oysa hep huzur içinde olmamız gerekirdi, kişilerce taciz edilmememiz, iyi düşüncelerle hareket etmemiz ve güzellikle işbirliği yapmamız gerekirdi dünya üstünde. Bazılarımız becerdi bazılarımız beceremiyor. İşte burada kimleri masanıza alacağınıza ve kimlerin masasında oturacağınıza karar vermeniz gerekir. Çünkü kişi ya sizi aşağıya çeker ya da olduğunuz yerde bırakıp yükselmenizin sevincini pay eder. 

İyilik yakanızı bırakmasın.. 

Tüge Dağaşan