Mağusa Surlarında Burçlar ve Mazgallar…
Mağusa 3 kilometre uzunluğundaki surlarıyla Ortaçağ Savunma sisteminin en önemli canlı tanığı durumundadır. O günlerden günümüze büyük oranda bu yapısını koruyarak ulaşmıştır. Surların ve savunma sisteminin bütünlüğü korunmuş ve hala Ortaçağ’da yapıldığı günlerdeki gibidir.
Kalenin yani savunma sisteminin bu kadar güçlü olmasının en önemli sebeplerinden biri 16. yüzyılın ortalarında Akdeniz’in en zengin şehir devletlerinden olan Venedik tarafından o günün gelişen savaş araçlarının mevcudiyeti de dikkate alınarak tekrardan geliştirilmesidir. Ateşli silahların gelişmesini dikkate alan Venedik Cumhuriyeti, Doğu Akdeniz’deki varlığını güçlendirmek için Kıbrıs’ın en önemli iki şehri olan Lefkoşa ve Mağusa’nın surlarını güçlendirir. Venedik’ten gelen mimarlar Lüzinyan döneminden kalan surlara burç ve tabyalar ilave eder, surların önüne yığdığı topraklarla onları yıkılmaz hale getirir.
Mağusa’nın tüm Kıbrıs alındıktan sonra 11 ay daha direnmesinin en büyük sebebi tüm diğer kalelerden daha güçlü hale getirilmesiydi. Bu güçlendirmede en büyük para, taş ve emek Martinengo burcunda harcanır. Oradaki geliştirme için 1 milyondan fazla taş kullanılır. Martinengo için harcanan 100 bin dükadan fazla para tüm Lefkoşa surlarının geliştirilmesi için harcanandan daha fazla olduğunu anlatır sanat tarihçi ve bir Mağusa uzmanı olan Anna Marangou…
On üç burç ve burçların üzerine yerleştirilen on tabya ile Mağusa savunma sistemi Ortaçağ’ın savaş mimarisin en önemli yapısı olarak bize o günkü savaşlarla ilgili bilgiler veriyor. 1940’lı yılların ilk yarısındaki II. Dünya Savaşında ve sonrasında 1974 yılında yaşanan savaşında daha çok sığınak olarak kullanılan burçların içi ki bunu mazgallar olarak adlandırıyoruz, nihayet gün ışığına çıkmaya başladı. O günlerde güçlü yapılarıyla özellikle hava saldırılarına karşı insanların sığınması için iç mekanların biraz da orijinal yapıları bozularak tuvalet, su ve elektrikle desteklenen bu burçlar/mazgallar şimdilerde tekrardan kamusal mekanlar olarak kullanılmaya başlanıyor. Sivil Savunma Başkanlığından Turizm ve Çevre Bakanlığına devredilen bu müthiş yapıların iki tanesinin de Mağusa Belediyesi’ne verilmesiyle hemen projelendirilmiş ve sergi salonlarına dönüştürülmesi için ilk adımlar atılmıştır. (Bir kısmının ise herhangi bir proje olmadan kamusal düşünceden uzak, cafe/bar olarak kullanılması da konusunda ilgili bakanlığın tavrı ise üzüntü vericidir.)
Yüzyıllar sonra ilk kez yapılma ve kullanılma amaçlarının da ne olduğunun da canlandırılacağı, kent halkı ve turistlerin de bu yapılara dokunabileceği bir düzenlemeyle beraber bu burçların bir tanesi olan Diacora burcunda çalışmalar başlandı. Mağusa Kent Müzesi Derneği ve Mağusa Belediyesi’nin ortaklaşa yaptığı protokolle restorasyon uzmanı akademisyenlerin de beraber çalıştığı bu proje Anıtlar Yüksek Kurulundan onaylandı. Hemen akabinde uygulama çalışmalarına başlanmıştır. Burçların gerçek anlamda hangi amaçla yapıldığı, yüzyıllara yaptığı tanıklık ve kent tarihinin de sergileneceği Diacora burcunda geriye sayım başlamıştır. Mağusa’nın gizemli tarihine yolculuğun başlaması için artık sayılı aylar kalmıştır.